Gönderen Konu: Korku Ve Yakarış  (Okunma sayısı 166 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Özgür Kız

  • Kırmaktan sevmeye vakit bulamadığın insanın hakkını ödeyemeyeceksin ..
  • Özel Üye
  • *
  • İleti: 21221
  • Mesajın Beğenildi: 64 Kere
  • Rep 3663
  • Umarım bir gün dermanı bende olan bir derdin olur
Korku Ve Yakarış
« : Eylül 18, 2018, 11:39:07 ÖÖ »
Yüklenip geliyor gökyüzü evimizden yeryüzümüze
Dilimize onur veren kelime


Güzel ticaret ettik
Çölü okuyabiliyoruz deveyi çözebiliyoruz


/Delicesine yalnızlıktan yana reyi
Elleri berrak ve dolu
Arındı soyu kurudu kinlerin sanki
Vuruyordu son bahtsız atılışında
Köpeklere yaslanarak bir avluda
Ve ayaklarının altında
Her kiminse doğranmış saç örgüleri/


Ve şimdi adam ey çocuk
Eline bir dudak inziva al göster onlara
Belgele sevişebildiğin aklın
Kuşların o hızlı oluş adına
Çalılardan uçurduğu baharla
Uzaktan kur düşleri ve başla binmeye
Gemiler gibi gelen günlere


Ve özenle seçilen söylenen kulaklara
Yeni yeni hecelediğin tattığın
/İyice düşün ilk kez kim duyuyordu ayetleri/
Hatta o ısılı ve tamam edilmiş kelimeler yardımıyla


Nerdesin ne suçun var anlarsın
Gibi dost ettiğin paha gerçek paha
Bilinir ki yolluyor yiyeceklerini senin katına


Seni çile çektirilen
Verdikçe alan kelime
Susuzluktan kalma bir sarhoş ağzın
Salt ona adımların
Yalpa yok elatışında boyuna sürdüğün o
Ve hadi artık. Konuş
Nasıl buldun yolunu
Ki akıyor her gece ruhun bütün gücü
Bir fırdönüyü saklıyor eşyalar
Sen ıssız tekbaşına ve mağrur
Batıyorken yatağında


Nasıl da ateş sıcak içova nabzı
Zamanlar indirir kaldırır limanları
Sanki bir kuş ağzı bir kadın ağzı
Su başlarında sel yollarında hayatın
Kuğu kanatları beyaz soluk alışları


/Derken rahimlere kapandın
Dirilik harflerle çalkalandı
Boşaldı boş çanaklarına kavganın/


Kaynak yeniden yumulu parmaklarını açıyor
Biziz şimdi görünen artık salındayız aşkın
Yüz yüze koyulduğumuz sır vakti: Olgun ve hazır


Yine uyandım
Sabah
Yine büyük

İsmimle ancak
Aynı sarnıçta düş ve gerçek
Alıp veren sakınan etim
Soluduğum bakış
Can levham duvarlarım senin


Bana giysi verdin
Öyle biliyorum giyinmeyi
Beni doyurdun
Böyle biliyorum doymayı
Ve sayıyorum kimse yok
Öyle böyle bir doğa
Yalnız beni götürüyor kıyamete
Görüyorum ki farkediyor
Gülümserken korkuyorum


Elime açılıyor yüzün
Duyuyorum buzlar gibi


Sensin bana
Sanki kendimden bana
İçimden tüten


Sensin doğduğum sabahları
Işıklarına uzandığım başları
Dünyaya bırakan

Sensin güden
Kanımın düşüncesini


Sen ince şavk toplam zaman saf hayat
Tek diri


Sensin yüzen geceye
Tek diri


Sensin yüzen geceye
Yeryüzü


Sen ayrılmadın hiç
Evimizden


Uyudum yine
Gece
Yine geniş



Cahit Zarifoğlu
 

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
188 Gösterim
Son İleti Ağustos 26, 2018, 07:30:15 ÖS
Gönderen: Özgür Kız
0 Yanıt
161 Gösterim
Son İleti Ağustos 27, 2018, 04:12:16 ÖS
Gönderen: Özgür Kız
0 Yanıt
160 Gösterim
Son İleti Eylül 05, 2018, 02:50:55 ÖS
Gönderen: Özgür Kız