Gönderen Konu: Çocukluğumuz  (Okunma sayısı 191 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Özgür Kız

  • Kırmaktan sevmeye vakit bulamadığın insanın hakkını ödeyemeyeceksin ..
  • Özel Üye
  • *
  • İleti: 21218
  • Mesajın Beğenildi: 64 Kere
  • Rep 3663
  • Umarım bir gün dermanı bende olan bir derdin olur
Çocukluğumuz
« : Eylül 06, 2018, 07:23:51 ÖS »
Annemin bana öğrettiği ilk kelime
Allah, şahdamarımdan yakın bana benim içimde


Annem bana gülü şöyle öğretti
Gül, Onun, o sonsuz iyilik güneşinin teriydi


Annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus
Ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus


Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde
Binmiş gelirdi Ali bir kırata


Ali ve at, gelip kurtarırdı bizi darağacından
Asyada, Afrikada, geçmişte gelecekte


Biz o atın tozuna kapanır ağlardık
Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü


Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü
Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman


Ali olmak bir hedef her çocukta

Babam lambanın ışığında okurdu
Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık
Fetihlerde bayram yapardık
İslam bir sevinçti kaplardı içimizi


Peygamberin günümüzde küçük sahabileri biz çocuklardık
Bediri, Hayberi, Mekkeyi özlerdik, sabaha kadar uyumazdık


Mekkenin derin kuyulardan iniltisi gelirdi

Kediler mangalın altında uyurdu
Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı
İnanmış adamların övüncüyle
Sabırla beklerdik geceleri


Şimdi hiçbirinden eser yok
Gitti o geceler o cenk kitapları
Dağıldı kalelerin önündeki askerler
Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi



Sezai Karakoç